|
|
| PROF.DR. HAYDAR BAŞ İFTİRALARI NASIL YORUMLUYOR |
Yıllardan beri Haydar Baş’a yönelik hukuk ve insanlık dışı yoğun baskılar uygulandı.
|
Prof. Dr. Haydar Baş’la irtibatlı diye vakıflar, dernekler, fabrikalar, kolejler, hastaneler ve medya kuruluşları akıl almaz baskılara maruz kaldı.
Kartel medyası tıpkı bugün olduğu gibi, dün de “sırf vatansever bir çizgide diye” Haydar Baş’a ahlaksızca saldırdı.
Tıpkı bugün olduğu gibi dünde yığınla yalan ve iftira uydurarak Prof. Dr. Haydar Baş’a çamur attılar.
(Ayrıntılı bilgi için -28 Şubat’ın Gerçek Mağduru-nu tıklayınız.)
İçerden ve dışardan birlikte organize edilen bu saldırıların, çamur atmaların temel amacı Haydar Baş’ı yıldırmak, sindirmek, ulusal söylemlerinden vazgeçirmek, itibarını lekelemekti. Çamur atanlara verilen görev dün de aynıydı; bu gün aynı.
Saldırı ve iftira cephesinde değişen bir şey yok!
Bir insanın bu kadar baskıya dayanması da görülmüş bir olay değildi. Bu baskılara maruz kalan bir kişinin isyan etmesi, devlete karşı kışkırtıcı bir tavır içine girmesi gerekirdi.
Ama Prof. Dr. Haydar Baş bu baskı sürecinin hiç bir döneminde böyle bir yöntem sergilemedi. Böyle bir tavır ortaya koymadı. Bağırmadı, çağırmadı. Kavgacı, saldırgan bir mizaç takınmadı. Hep sağduyulu oldu, hep devlet-millet kaynaşmasından bahsetti, sevenlerine de bunu anlattı.
Bütün bu gelişmeleri kaleme alırken "neden" sorusunu kendisine sormak istedik. "Neden bu baskılara bugüne kadar ses çıkarmadınız? Neden bu insanlık ve hukuk dışı olaylara karşı suskun kaldınız?"
Bütün bu soruları Prof. Dr. Haydar Baş'a sorduk. Uzunca bir sohbette aktardıklarını size de nakletmek istiyoruz:
"Bütün bu olup bitenler bir oyundu.Biz ta başından beri bu oyunun farkında idik. Bizi olayların içine çekmek istediler. Bugüne kadar ortaya koyduğumuz ulusal değerlerimizi ayakta tutmağa matuf çizgimizden kopmamızı istediler.Oysa biz hayatımızın her döneminde bu devleti, bu vatanı, bu bayrağı, bu toprakları savunduk. Biz bu değerleri savunmayı kutsal bir vazife olarak telakki ettik.Devletimiz ve milletimize karşı bunca küresel saldırıların ortaya koyulduğu, ülkemizin parçalanmak istendiği bu dönemde bizi ancak birlik ve beraberlik ayakta tutar. Biz devlet-millet kaynaşmasını savunduk, asker-sivil kaynaşmasını savunduk. Zira bu kaynaşmalar tesis edilirse bu devlet ayakta durur, bu milletin sırtı yere gelmez.
Eğer biz üzerimize geliyorlar diye bu tezimizden vazgeçse idik, devletimize karşı farklı bir tavır içine girse idik, bu oyunları planlayanların oyunlarına alet olmuş olurduk. Bize inanan, güvenen milyonlarca kişinin böyle bir istikamet sapması içine girmesi zaten kaos ortamını planlayanların baş amacıydı.Bazen en büyük fazilet susmaktır. Biz yıllarca sustuk. Dört bir yandan üzerimize gelirlerken sustuk.Bu ülkenin birliği, dirliği, bekası için sustuk.
Bugün yine aynı düşüncedeyiz. Bu vatan bizimdir. Bu ülke bizimdir. Bu devlet, bu bayrak, bu asker bizimdir.Devletle-milleti, askerle-sivili tek bilek, tek yürek yaparsak kimse bizim sırtımızı yere getiremez."
Bugün bazı geri zekalı "çamur at izi kalsın"cıların "Prof. Dr. Haydar Baş'ı korudu" dediği 28 Şubat, Türkiye'de en büyük darbeyi Prof. Dr. Haydar Baş'a vurmuştur.
Yıllara yayılan sistematik bir çökertme operasyonunun her adımında hedef Prof. Dr. Haydar Baş'tı. O'nu sindirmek, O'nu bitirmek, O'nu çökertmek istiyorlardı.
Amaç belliydi, Prof. Dr Haydar Baş, bütün kurumlarına sahip çıktığı devlete küsecek, devlet- millet barışını bayraklaştırdığı tezini bırakacak, çözümü bu ülke dışında arayacaktı.
Zaten, 28 Şubat'ın bir anlamda amacı buydu. Prof. Dr. Haydar Baş'ın başına gelenlerin yüzde birini dahi görmeyenler, tam bir devlet düşmanı kesildiler. Şimdi Brüksel yollarında Müslümanlara hak ve özgürlük arama zavallılığı içerisindeler.
Oysa Prof. Dr. Haydar Baş, dün ne diyorsa, bugün de aynı şeyi söylüyor. Dün hangi çizgideyse, bugün de yine aynı çizgide. Dün de "vatan-millet, bayrak- devlet" diyordu bugün de.
Dün de "devlet-millet" kaynaşmasını savunuyordu, bugün de. Gördüğü baskılar, uğradığı takibatlar, soruşturmalar, mahkeme salonlarındaki koşuşturmalar, O'nu zerre kadar yıldırmadı.
O yine "bu vatan bizimdir, bizim kalacak" diyor.
O'nu seven yüzbinler yine aynı çizgide yürüyor.
Böylesine ağır bir baskı ve taciz sürecinde kendisinin bu güne kadar hiç konuşmaması, bu vahim olaylara karşı tepki göstermemesi de ayrıca çok büyük bir vakar örneği idi.
Kendisinin de ifade ettiği gibi susması en büyük fazilet olmuştu. "28 Şubat, Prof. Dr. Haydar Baş'ı korudu" diyenler, eğer yüreklerinde bir nebze ahlak kırıntısı taşıyorlarsa, kafalarını duvara vursunlar.
28 Şubat'ın en büyük mağdurunun önünde saygıyla eğilsinler.
İç ve dış güçlerin ortaklaşa tezgahladıkları bu büyük oyuna karşı boyun eğmeyen tek liderin onurlu duruşuna şapka çıkartsınlar.
Yazıcıya Gönder
Yazıyı tavsiye et
Anasayfaya geri dönmek için buraya tıklayınız
|
|
|

|